Startup’a böyle başlamayın

Startup maceramın sonuna geldim. Deneyimlerimi sizinle paylaştıktan sonra eminim ki, startupa başlamak için şimdiki zamanın uygun olup olmadığı hakkında kendinizi sorgulayacaksınız.

“Chutzpah; imkansızı başaracağına inanmak, diğer insanların hayal bile edemeyeceği şeyleri istemek ve imkansız hedeflerin peşinden gitmek anlamına gelir.” – Gil Kerbs

Chutzpah serisindeki bu yazımda, kurduğum startup ile ilgili kullandığım metodları ve yaşadığım deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Bu yazıyı yazmaktaki asıl amacım, girişimcilere yardım etmek ve onların, diğer girişimcilerin deneyimlerinden dersler çıkarmasını sağlamaktır.

Son dokuz ayımı; Tel Aviv, İsrail’de startup hayalimin peşinden koşarak geçirdim. Diğer startupların, bir fikir üzerinden gerçek bir işletmeye dönüşmesine adım adım yardım edecek çözümler üretmeye çalıştım. Sonrasında küçük ve orta şirketlerin güvenlik seviyelerini yükseltecek siber güvenlik çözümleri sundum. Daha da sonrasında ise, Blockchain kullanarak devletler için temel bir hesap oluşturma sistemi geliştirdim. Ama artık bu olayı bırakıyorum. Size nedenlerimi açıklamama izin verin.

Size çok az da olsa geçmişimden bahsediyim. Son dokuz ayımı startup kurmaya çalışmakla geçirdim ama o kadar çok hazırlıksız yakalandım ki…

Yüksek prestijli bir işletme okulunda master yaptım. Finans, strateji, yeni iş geliştirme ve startup danışmanlığı alanlarında deneyimim bulunmakta.

Diğer girişimcilerden sürekli olarak duyduğum bir tavsiye vardı:

“Sadece yap!”

Tüm girişimcilerin paylaştıkları ortak bir fikir vardır: En iyi öğrenme metodu, kendi başına bir iş kurmaktır (tabii öğrenme işleminin başarılı oması için kurulan işin başarısız olması gerekiyor).

Ben de doğal olarak kendi kendime düşünmeye başladım. Neden güvensizliklerimle yüzleşmiyorum ve kendi işimi kurmuyorum? Başarı şansının çok az olduğunun farkındayım ama evet, “hadi sadece yapalım!”

Geçmiş aylarda şunları yaptım:

  • Kendi startup’ımı kurmak ile ilgili olmayan her türlü aktiviteyi hayatımdan çıkardım.

Karşılaşmak zorunda olduğum güçlük ise yabancı bir ülkede tamamen tek başıma olmamdı.

  • Bu yüzden ben de her gün potansiyel müşterilerle görüşmeye başladım.

Tüm bu adımlar kendini yineleyip durdu. Kendi üzerimde gerçekleştirdiğim her değişiklik sonrasında güvensizliklerim de ortaya çıkıyordu.

Startup macerama daha da odaklanmak için şunları yapmaya başladım:

  • Çözüm üretmeme yardım etmeyen arkadaşlarımla konuşmayı kestim.
  • Facebook haber akışını açmayı bıraktım.
  • Siyasetle ilgilenmeyi kestim.

Fikrimin bir parmak ucu kadar yakında olduğunu hissediyordum ama nedense ona bir türlü ulaşamadım.

Tüm bunlar üzerinden dokuz ay geçti ve size şunu söylemeye hazırım:

“Sadece yapmayın!”

Nasıl mı yani?

Ne demek istediğimi açıklamama izin verin.

İki hafta önce neden bunları yaptığıma dair kendimi sorgulamaya başladım. Bu deneyimden elde etmek istediğim sonuç neydi? Ne gibi şeyler öğrenmek istiyordum?

Bu sorulara cevap verdikçe ve konu hakkında daha da derin düşündükçe şunun farkında vardım: Başka bir yerde bir ekip ile birlikte çalışarak, şu an elde ettiğimden çok daha fazlasını elde edebilirim.

Benim en çok istediğim şey, diğer insanlara değer katmaktadır. Karmaşık problemlere yaratıcı çözümler üretmek istiyorum. Hem eğlenmek hem de insanlara ilham vermek istiyorum. Öğrenmek ve gelişmek istiyorum. Bir ekiple çalışarak tüm bu istediğim şeyleri çok daha etkili bir şekilde gerçekleştirebilirim.

Peki bu neden oluyordu? Tüm bu aylarımı neden böyle boşa harcadım? Başarısızlığı daha önceden tahmin edebilir miydim?

Belki. Ancak yaşadığım deneyimler sayesinde birçok şey öğrendim ve sonuç olarak dikkat edilmesi gereken şeyleri, her startup kurucusu veya girişimcisiyle paylaşmak istiyorum.

Çıkardığım en önemli ders

Dünyanın en başarılı girişimcilerinden biri olan Paul Graham’a göre, iyi bir startup kurmak için üç temel şeye ihtiyaç vardır. İşte bunlar:

  1. İyi insanlar
  2. Müşterilerin gerçekten de istediği bir şeyi üretmek
  3. Mümkün olduğunca az para harcamak

Oldukça haklısın Paul.

İlk sırada yer alan “iyi insanların” aslında ikinci sırada da yer alabileceğini düşünmüştüm. Bir fikir düşünecektim ve sonrasında bu fikri üretmeme yardımcı olacak insanları bulacaktım. Çünkü elinizde kanıt olduktan sonra insanları ikna etmek daha kolay oluyor değil mi?

İşte öğrendiğim şeylerden birini sizinle paylaşayım:

Müşterilerin gerçekten de istediği bir şeyi üretmek, iyi insanlara sahip olduğunuzda zaten kendiliğinden olacaktır. Aynı şekilde; mümkün olduğunca az para harcamak da, iyi insanlara sahip olduğunuzda kendiliğinden olacaktır.

İyi insanlar…

Öğrendiğim en önemli şey şu: Daha başlangıçtan itibaren iyi insanlara ihtiyacınız var. Startup’ınıza iyi insanlar ile başlamalısınız. Başlangıcınız, problem ya da çözüm odaklı olmamalı. Hep iyi insanlar odaklı olmalı.

Tek başınıza startup kuracağınıza inanıyorsanız, sakın bu işe kalkışmayın. Belki yapabilirsiniz ancak tek başınıza bunu yapmaya çalışırsanız, elde edebileceğiniz sonuçların ve eğlencenin sadece onda birine ulaşabilirsiniz.

Çözüm

Size önerim şu: Startup kurmayı düşünüyorsanız, size katılacak EN AZINDAN bir tane iyi arkadaş bulun ki asıl ideali iki iyi arkadaş bulmaktır. Kuracağınız kombinasyonun şu üçlüyü oluşturmasına özellikle dikkat edin: Tasarımcı, mühendis ve pazarlamacı.

Bunu yaptığınız zaman ikinci adıma geçebilirsiniz.

Neden?

Çünkü başlangıçtan itibaren iyi insanlara sahipseniz; müşterilerinizin gerçekten de istediği çözümleri üretmek, yüzlerce kat daha kolay bir hale geliyor. Startup kurmak; uzun saatler boyunca çalışmak ve bakış açısınının kaybedilmesi anlamına gelen düşe kalka yaşayacağınız bir maceradan ibarettir. Yaptığınız şeyler kendini yineleyip duracak, hiçbir garantiniz yok ve kendinizi rahat hissettiğiniz bir konumun dışarısında yer alıyor olacaksınız.

Fakat eğer insanlarla iyi geçinen biriyseniz, bu zor durumlarda birbirinize yardımcı olabilirsiniz. Düştüğünüzde tekrar ayağa kalkmak bir ekiple daha kolaylaşır. “Evet” cevabını almak, yalnız olmadığınız zaman daha basit bir hale gelir.

Birlikte çalışarak geçireceğiniz uzun saatler daha eğlenceli olur çünkü İngilizce’deki bir deyime göre “ne kadar çok, o kadar iyi.” Bu deyim elbette ki sadece bir yere kadar geçerli ama bu yazıda fazla detayına girmeyeceğim.

Aynı zamanda bakış açısı da kaybedilmemiş olur çünkü artık tek başına değil, arkadaşlarınızla birlikte çalışıyorsunuz. İnandığınız bir şey üzerinde çalışıyorsunuz. Deneyimlerinden çok şey öğreneceğiniz insanlarla birlikte çalışıyorsunuz. Tüm bunlar zaten bakış açısını oluşturan faktörlerdir.

Ben kimim ki size ahkam kesiyorum? Eğer bana inanmıyorsanız, dünyadaki en başarılı startup hızlandırıcılarından biri olan Techstars şirketinde İdari Müdürlük yapan Jens Lapinski’nin konu hakkında dediklerine kulak asın.

“Startup ekiplerinde ne gibi nitelikler aradığıma dair çok fazla sayıda soruyla karşılaşıyorum. Bana göre aranan en minimum nitelikler şöyle olmalı:

  • Ekip uyumu (birlikte 9+ ay çalışmış olmak)
  • Ekip uygulaması (gerekli pozisyonları doldurmuş olmak)
  • Ajans veya CTO gibi teknik dış kaynaklar kullanıyor olmamak
  • Ekibin aynı ofis içerisinde çalışıyor olması
  • Tüm ekibin tam zamanlı çalışıyor olması

Sonuç olarak; takım çalışmasını yakalayan, uyumu sağlayan, hedeflerine odaklı, etkili çalışan bir ekip arıyorum.

Bana göre en temel nitelikler bunlardır. Diğerleri başka özellikler arıyor olabilir ama ben, belirttiğim niteliklerde tehlike işareti gördüğüm ekiplere yatırım yapmayı bıraktım.”

Bir ekip, sadece bir kişiden ibaret değildir.

Peki şimdi sırada ne var?

Başka bir startup hızlandırmaya hazırım. Sadece iki gün önce yeni bir iş bulmaya karar verdim ve daha şimdiden iş görüşmesini bir sonraki seviyeye taşımak isteyen iki şirket buldum bile.

Geleceğimin nasıl olacağı, hangi şirkete katılacağım ve hangi pozisyonda çalışacağım ile ilgili herhangi bir fikrim yok.

Ama Sheryl Sandberg’in tavsiyesini dinliyor olacağım kesin:

“Bir sonraki büyük şeyi ararken size uyacak mükemmel bir pozisyon yoktur. Fırsatları yakalamalı ve size uygun olacak hale getirmelisiniz. Yani siz fırsata uymamalı, fırsatı kendinize uydurmalısınız. Bir liderde olması gereken en önemli özelliklerden biri öğrenme kabiliyetidir.”

Eylem çağrısı

Öncelikle bir startup kurdunuz ve yalnızsınız diye varsayalım. Tanrı aşkına zamanınızın büyük bir kısmını, size katılmak isteyen insanlar aramakla geçirin.

Eğer startup kurmadıysanız, fakat hayatınız başarılı bir şekilde ilerlemiyorsa ya da yaptığınız iş sizi mutlu etmiyorsa, kendinize şu soruları sorun:

  • Üç sene içerisinde kendimi nerede görmek istiyorum?
  • Oraya 1.5 sene içerisinde ulaşmak için ne yapmam gerek?
  • Bu istediklerimi bana sunacak bir pozisyonda yer alıyor muyum?
  • Eğer yer almıyorsam, bunu gerçekleştirmemi sağlayacak alternatif pozisyonlar hangileridir?

Ha bir de Hollanda’da iyi startup biliyorsanız lütfen bana haber verin!

Orijinalden çeviridir.

Yorum / Soru Bölümü

Aramıza Katılın

İstanbul girişimlerindeki kariyer fırsatlarını takip edin.

Üye Ol