Startup çağı sona mı eriyor?

San Francisco ve Silicon Valley’de bu aralar ilginç bir şeyler oluyor. Denver, Santiago, Toronto, Berlin, “Silicon Glen”, “Silicon Alley”, “Silicon Roundabout”, Station F gibi dünyadaki diğer her şehir startup merkezi olmak için çabalıyor ve yeni Silicon Valley olmayı hayal ediyor. Peki Silicon Valley’nin kendisi ne durumda? Sanki orada startupların altın çağı bitmiş gibi bir durum söz konusu.

İşletme ve mühendislik fakültesi mezunları yeni Facebook, Uber ve Airbnb’nin mimarı olmayı düşlüyor. Neredeyse her büyük şehir, Paul Graham’ın geliştirdiği günümüzde çağ açan Y Combinator modelini kullanan bir veya birden fazla startup desteğine sahip. Teknoloji girişimcileri, ekonomiye her yönden yeniden şekil veriyor. Bugünün büyük şirketleri yakın gelecekte çok hızlı büyüyen bu startuplar tarafından yok edilecekmiş gibi görünüyor değil mi?

Elbette ki hayır. Bu sadece geçtiğimiz son on yıl için geçerliydi. Artık tamamen yepyeni bir dünyada yaşıyoruz. Küçüğü değil büyüğü destekleyen bir dünyada. Geleceğin mimarları, büyük kuruluşlar ve patronlar olacaktır; startuplar ve girişimciler değil. Günümüz mezunlarının, Mark Zuckerberg’in izinden yürümek yerine onun için çalışmaya başlama olasılığı çok daha yüksek.

1997 ve 2006 seneleri arasında yaşanan internet patlaması sonucunda Amazon, Facebook, Google, Salesforce ve Airbnb gibi birçok site ortaya çıktı. Çünkü o zamanlar internet çığır açan bir yenilikti ve kaldıkları evde ya da yurtta çalışan birkaç öğrenci biraraya gelip bir websitesi tasarlama, milyonlarca dolar gelir elde etme ve sitelerini tüm dünyaya hizmet edecek duruma getirme imkanlarına sahipti. 2007 ve 2016 yılları arasında akıllı telefonlarda yaşanan gelişmeler sonucunda Uber, Lyft, Snap, WhatsApp, Instagram ve Twitter gibi site ve uygulamaları görmeye başladık çünkü önce internet için geçerli olan şey şimdi akıllı telefon ve uygulamaları için de geçerliydi.

Tüm dünyayı etkileyen birçok donanımsal devrimi art arda yaşadık, internetin tüm dünyaya yayılması ve akıllı telefonların ortaya çıkması gibi. Şimdi ise bunlara benzer bir devrimin yine çok yakında olduğunu düşünmemek elde değil. Hatta bu devrimin beraberinde getireceği avantajlardan yararlanmak isteyen evde birkaç kod yazarak oluşturduğu buluşlarla çığırlar açacak olan birkaç çocuk hazırda bile bekliyor olabilir.

Ancak ufukta böyle bir devrim görünmüyor. İnternet, büyük işletmeler tarafından kontrol edilmiş durumda. Artık herkesde bir akıllı telefon var ve büyük firmalar App Storelara hakim konumda. En önemlisi ise yeni teknolojiler artık çok karmaşık ve pahalı bir hale geldiği için ancak sermayesi ve geliri çok yüksek olan alanında lider şirketler tarafından geliştirilip uygulamaya konulabilir durumda.

2017’de tohum yatırımcılığının düşmesi hiç de rastlantı değildir. Alphabet, Amazon, Apple, Facebook ve Microsoft markalarının; “en büyük beş teknoloji şirketi” konumundan “dünyadaki en değerli beş halka açık şirket” konumuna gelmesi de rastlantı değildir. Gelecek aslen bu şirketlere ve biraz da olsun bu şirketlerin alt firmalarına ait olacaktır.

Gelecek teknolojik gelişmelerin, AI (yapay zeka), drone (insansız hava araçları), AR (artırılmış gerçeklik, VR (sanal gerçeklik), kripto para birimleri, kendi kendine giden arabalar ve Internet of Things (Nesnelerin İnterneti) gibi inovasyonları kapsayacağı artık genellikle halk tarafından kabul edilmiştir. Bu teknolojiler elbette ki çok önemlidir ancak startuplar için internet veya akıllı telefonlarda olduğu kadar geniş ulaşılabilirliğe sahip değildir.

AI sadece yüksek seviyede beceri gerektirmez, çünkü elinizde dağlar kadar doğru data bulunması gerekir. Eğer bu data sizde yoksa çalışanlarınızın beceri seviyesinin ve alanlarında ne kadar uzman olduklarının hiçbir anlamı yoktur. Peki en iyi dataya kimler sahiptir? Elbette ki yukarıda bahsi geçilen beş büyük şirket ve Çin’deki karşılıkları Tencent, Alibaba ve Baidu.

Drone ve Internet of Things cihazları gibi donanımların prototiplerini yapmak çok zor olduğu gibi bu donanımları geliştirmek, yürürlüğe koymak ve pazarlamak çok pahalı bir işlemdir. Fitbit, Jawbone, Juicero ve HTC gibi markalar bunun fazlasıyla farkında. (Ancak şunu belirtmeliyiz ki, ortaya yeni çıkan bu donanımların üzerine eklenecek olan yazılım ve hizmetleri geliştirme alanında startuplar daha avantajlı bir konumda yer alır.)

Kendi kendine giden arabalar daha da pahalı. Biyoteknolojide olduğu gibi kendi kendini kullanan arabalar da çok büyük şirketler arasında geçen sermaye odaklı bir rekabeti oluşturur. Bazı startuplar fazla paralar ödenerek satın alınabilir ama buna rağmen bile gerçekçi düşünmemiz gerekirse bu pazarda rekabet edebilecek şansa sahip olamaz.

AR ve VR yatırımcılarının tahmin ettiği başarıya yaklaşamadı bile ve ayrıca hem çok pahalı bir donanım sorunu hem de çok karmaşık bir yazılım problemi olarak karşımıza çıkmakta. Magic Leap hiçbir ürün piyasaya sürmeden neredeyse 2 milyar dolar harcadı ve hala çok güçlükler çekmeye devam ediyor. Diğer yandan ise Microsoft’dan HoloLens, Google’dan Cardbord, Tango, ARCore ve Apple’dan ARKit bu markaların varolan platformları üzerinden gelişmeye ve büyümeye devam ediyor.

Kripto paraların amacı startuplara değer katmak değil, kendi ekosistemleri içerisinde değer kazanmak ve yasal bir para birimi haline gelmektir. Bitcoin’in pazar sermayesi, Bitcoin’i örnek alan startuplardan önemli boyutlarda çok daha fazladır. Aynı durum Ethereum için de geçerlidir.

Peki tüm bunlar sonrasında teknoloji startuplarının konumu nedir? Acı çeker bir vaziyette büyük şirketler tarafından devralınmayı beklemektir, hatta mümkünse en büyük beş şirketin biri tarafından. Başarıyı yakalayan bazı startuplar varolmaya devam edecektir ancak bu durum, startup trendinin patlama yıllarındaki halinden çok daha seyrek görülecektir.

Bu durumu daha şimdiden görmeye başladık bile. Startup hızlandırıcılığında altın standart Y Combinator’dur ancak buna dahil olmak Harvard’a girmekten daha zordur. Y Combinator’den yatırım alan startupları bir düşünün. Beş sene önce 2012 yılındayken Y Combinator’un üç simgesinden, bulunduğu pazarı domine edeceği ve çok büyük marka konumuna geleceği bekleniyordu. Bu simgeler Airbnb, Dropbox ve Stripe’dı ki zaten beklenen de oldu.

Şimdi beş sene sonrasına yani günümüze gelelim. Y Combinator’un simgeleri hala değişmiş değil. Son altı senede Y Combinator, ilk altı sene boyunca yatırım yaptığı startup sayısını ikiye katladı. Peki 2011 sonrasına Y Combinator’den yatırım alan şirketleri bir düşünün ve 2012’de yatırım alanlarla bir karşılaştırın ve bu şirketlerin konumlarını düşünün. 2011 sonunda yatırım almış ve 2012’dekilerin başarısına yaklaşabilen tek marka Instacart’dır. Ancak Amazon bile Whole Foods’u satın alarak Amazon Fresh ile bu pazara büyük bir giriş yaptı, yani Instacart bulunduğu pazarın lideri bile değil.

Şu andan itibaren varolan teknoloji devleri daha da fazla değer ve güç kazanmaya devam ederken startuplar rekabet içerisinde kalmakta çok zorluk çekecektir. Durum hiç de iyi görünmüyor. Büyük markalar çok fazla güç sahibi oldu. Amazon ve Google pazara o kadar hakim ki denetlenmeleri gerektiğini talep edenlerin sayısı gittikçe çoğalıyor. Facebook’ta görülen sahte haberlerin, büyük bir ihtimal Amerika başkanlık seçimini bile etkilemiş olması oldukça mümkün.

Startuplar yeni fikir ve yaklaşımlar sunar, diğer yandan ise dev markalar bildikleri basmakalıp eski yaklaşımları kullanmaya devam eder. Gelecekteki beş veya on sene boyunca, ufukta görünen yeni teknolojik donanımların çok pahalı olması sonucunda dev markalar daha da güç kazanmaya devam edecek. Gelecekte bir gün startupların rekabet etmeye devam edecek konuma gelmelerini umuyoruz.

Yorum / Soru Bölümü

Aramıza Katılın

İstanbul girişimlerindeki kariyer fırsatlarını takip edin.

Üye Ol