Bir Startup’ta Çalışmayın!

Sabah 8 akşam 5 dışında işi düşünmek istemiyorsanız, bir startup’ta çalışmayın.

Agresif hedefleri gerçekleştirmek için yapılması gereken o kadar çok şey varken, onca şeyi yapacak kadar insan olmayacak. Bunu düşününce hatırı sayılır bir iş yükü ile karşı karşıya kalacağınız öngörmek o kadar da zor değil. Olay sadece geç saatlere kadar ofiste kalmak değil, happy hour sırasında e-postalar yollamak, sallantılı UBER yolculukları sırasında to-do listenizden task eritmeye çalışmak, gece uyumadan önceki son dakikalarınızda aynı saatlerde online olan iş arkadaşlarınızla Slack’den konuşmak… Sizi bunlar bekliyor.

Çok para kazanmanın hızlı bir yolunu arıyorsanız, bir startup’ta çalışmayın.

Evet, onlarca başarı hikayesi dinledik, TED konuşmaları izledik, yatırım haberleri, IPO’ları takip ettik; iştahımız kabardı. Üzülerek kabul etmemiz gerekir ki, sizin hikayeniz %99 ihtimalle bunlara benzemeyecek. Startupların çoğunun başarısız olduğu gerçeğini bir kenara bırakırsak, başarılı olanlar dahi Facebook ya da Google ölçeğinde etki yaratamıyorlar. Girişimler büyük teknoloji şirketlerine kıyasla daha düşük maaşlar vererek, karşılığında şirket hissesi önerebilirler. Sahip olacağınız bu hisse bir gün düşündüğünüzden de değerli olabileceği gibi, bir kağıt parçası olarak kalması her zaman daha olası.

İş hayatınız ile kişisel hayatınızı ayrı tutmak istiyorsanız, bir startup’ta çalışmayın. 

Kurumsal bir şirkette bunu yakalayabilirsiniz; ofisteki günleriniz “profosyonel ilişkiler” ile dolu olabilir. Ancak bir startup’ın parçası olduğunuzda, ekip arkadaşlarınız birer kader arkadaşına dönüşecek. Aynı yolun yolcusu olarak, bir anda en çok vakit geçirdiğiniz insanlar olacaklar. Gülerken veya ağlarken bir arada olmanız, işin getirdiği zorluklar limitlerinizi zorlarken birbirinizi desteklemeniz kaçınılmaz olacak. O insanlar artık sadece “iş arkadaşlarınız” olmayacak, muhtemelen bazıları ile uzun süreli dostluklar paylaşacaksınız.

Sizi tatmin etmeyen işinizden kaçmak istiyorsanız, bir startup’ta çalışmayın. 

Bu kararı almadan önce kendinize sorun; uzun çalışma saatlerine, işin yoğunluğuna ve bir anda sizi -isteyerek- içine çekecek olmasına hazır mısınız? İlham yoksunu ve sıkıcı bir iş ortamında kapana sıkışmış hissettiğiniz sırada haftada bir happy hour yapacağınız, ofisin ortasında langırt masası olan bir startup’ta çalışma fikri çok çekici gelebilir. Gerçekte ise startup hayatı eğlence ile dolu olduğu kadar, ağır çalışma ile de doludur.

Belirsizlik ile aranız iyi değilse, bir startup’ta çalışmayın. 

Günlük işleriniz ve etkileşimlerinizden tutun da, çalıştığınız şirketin 6 ay sonraki akibetine kadar bilinmezlerle dolu bir iş hayatı sizi bekliyor olacak. Müdürünüze işle ilgili bir soru sorduğunuzda, size cevabını vermek yerine “Bilmem ki, benim için bunu sen öğrenir misin?” dediğini düşünün. Nasıl tepki verirdiniz? Bunu tedirgin edici buluyorsanız, startup hayatı size göre olmayabilir. Biraz klişe olacak ama, startuplarda değişmeyen tek şey, değişimin ta kendisidir!

Güzel bir mevki, şaşalı bir pozisyon ve kendinize ait bir müdür odası hayali kuruyorsanız, bir startup’ta çalışmayın.

Bir girişim çalışanı olarak odaklanmanız gerekenin günlük koşturmalar ve edinimler değil, uzun vadeli kazançlar olduğunu anlamanız gerekir. İçimizden çok azımız bir sonraki Zuckerberg olabilecek. Blog yazılarında okuduğunuzun aksine, “30 yaşının altındaki 30 başarılı girişimci” listelerine girmek de o kadar kolay olmayacak. Etrafınızın 24 yaşındaki kurucu ortaklar ile dolu olması size zaman zaman kendi kariyerinizi dahi sorgulatabilir. Gerçekten kendinizi geliştirdiğinizi bilmek ve yaptığınız iş ile yaratabileceğiniz etkiye inanmak, başarılı olmanın anahtarları olacak; düşündüğünüzün aksine kartvizitinizde yazan değil.

Tüm bunlar sizi tanımlamıyorsa, bir startup’ta çalışın. Emin olun profosyonel kariyerinizin en tatmin edici günleri orada geçecek. 

Doğru sektör ve doğru çalışma arkadaşları bulabilirseniz, kariyerinizi tanımlayan bir deneyim yaşayabilirsiniz. Hızla büyüyen bir girişimde geçireceğiniz bir sene, büyük bir şirkette yıllarca öğreneceğinize bedel olabilir. Milyar dolarlık şirket satın alımlarını ya da halka arz edilen teknoloji şirketlerini tabulaştırdık. Belki de ironik bulacaksınız ama, en iyi şirketler bu görkemli hikayeleri kovalayan değil, bu gibi hikayelerden öğrenerek kendilerine misyon edinen takımların eseri oluyor. Sonu başarısızlıkla biten startuplar dahi çalışanlarına çok kıymetli yetenekler ve derin bir tecrübe kazandırıyor.

Yatırımcılar paralarını katlayarak geri kazanabilirler mi bilinmez, ama bir startup’ın parçası olmanın sizin için gerçekten tatmin edici olacağına hiç şüphe yok.

Bir startup için çalışın; çünkü bir gün oradan ayrıldığınızda -ki muhtemelen ayrılacaksınız- çok daha büyük bir iş başarmak için kendinize güveniniz ve deneyiminiz olacak.

Samimi olarak söylüyorum; bir işte çalışırken bundan daha değerli bir şey kazanamazsınız.

Eğer siz de bir startup’ta çalışmanın hayatını kuruyorsanız, buraya tıklayarak Startup Jobs Istanbul’a üye olabilir, İstanbul girişimlerindeki kariyer fırsatlarından haberdar olabilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Dürüstçe yazdığım bir cover letter nasıl olurdu? Eğer bir gün dürüstlük ve kendinle dalga geçebilme yeteneği, işe alım sürecinde aranan nitelikler olursa, işte tam olarak şöyle bir cover letter yazacağım: İlgili Kişiye: Ben kimim? İsmim Gökçe Var...
Palantir ve Dropbox şirketlerinde iş görüşmelerine nasıl çağırıldım?... Eğer iş görüşmelerine çağırılmıyorsanız, doğru pozisyonlara başvurduğunuzdan emin olun. CV’mi en mükemmel hale getirmek için günlerimi harcadım ama bir türlü iş görüşmelerine çağırılmıyordum. Gönlüm...
Startup’ınızın İlk Yılında Mutlaka Öğrenmeniz Gereken 3 Marifet... “Ya zirveye çıkacağız ya da batacağız” düşüncesi, kendi startup’ını kuranların ilk yılda düştüğü genel bir yanılgı. Birçok startup, yolun sonunda gördüğü ödülün cazibesine kapılarak yarış atı gibi koş...

Yorum / Soru Bölümü

Aramıza Katılın

İstanbul girişimlerindeki kariyer fırsatlarını takip edin.

Üye Ol